Bismillahirrahmanirrahim — Rahmân ve Rahîm olan Allah'ın adıyla.
"Bu dinin adı 'İslam'. Peki bu kelime ne demek? Teslimiyet. Yani daha adında, teslim olmayı taşıyan bir din..."
Bir din düşünün. Adı, "teslim olmak" demek. 600'den fazla sayfa. 114 bölüm. 6.236 ayet. Ve her sayfasında aynı çağrı: teslim ol.
Bu dinin adı İslam. Ve İslam, "teslimiyet" demektir. Yani bu din, daha adında ne istediğini söylüyor: Allah'a teslim olmayı.
Peki Kur'an bu teslimiyeti nasıl anlatıyor? İlk sayfalardan birine bakalım. Bakara Suresi, 112. ayet:
"Hayır! Kim iyilik yaparak yüzünü Allah'a teslim ederse, onun mükâfatı Rabbi katındadır. Onlara korku yoktur, onlar üzülmeyeceklerdir."
— Bakara 112 (Diyanet Meali)
Dikkat edin. Teslimiyet burada bir kayıp olarak değil, bir kazanç olarak anlatılıyor. "Yüzünü Allah'a teslim eden" — yani bütün benliğiyle, bütün yönüyle Allah'a dönen kişi. Ve bu kişi için iki müjde var: korku yok, üzüntü yok.
Şimdi aynı ayetin başka bir çevirisine bakalım:
"Hayır! Kim özü sözü doğru olarak yüzünü Allah'a teslim ederse, onun ödülü Rabb'i katındadır. Korku yoktur onlar için; tasalanmayacaklardır onlar da."
— Bakara 112 (Yaşar Nuri Öztürk Meali)
Ve bir başkası:
"Bilakis! Kim iyilik yaparak yüzünü Allah'a teslim ederse, onun ecri Rabbinin katındadır. Onlar için korku yoktur ve onlar üzülmeyeceklerdir."
— Bakara 112 (Mustafa İslamoğlu Meali)
Üç çeviri, üç farklı kelime: "mükâfat", "ödül", "ecir". Ama hepsi aynı şeyi söylüyor: Teslimiyet bir kayıp değil, bir kazançtır.
Şimdi kitabın başka bir yerine gidelim. Lokman Suresi, 22. ayet:
"Kim güzel davranarak yüzünü Allah'a teslim ederse, sağlam bir kulpa yapışmıştır. İşlerin sonu Allah'a varır."
— Lokman 22 (Diyanet Meali)
"Sağlam bir kulp." Bu ne demek? Bir ipin ucundaki tutamaç gibi düşünün — kopmayan, sağlam bir tutunma yeri. Teslim olan kişi, hayatın fırtınalarında tutunacak en sağlam yeri bulmuştur.
Diğer çeviriler:
"Kim güzel düşünüp güzel davranarak yüzünü Allah'a teslim ederse, kopmaz bir kulpa yapışmıştır. İşlerin sonu Allah'a varır."
— Lokman 22 (Yaşar Nuri Öztürk Meali)
"Kim iyilik yaparak yüzünü Allah'a teslim ederse, o, kopmayan sağlam bir kulpa yapışmış demektir. Bütün işlerin sonu Allah'adır."
— Lokman 22 (Mustafa İslamoğlu Meali)
"Kopmaz kulp", "sağlam kulp", "kopmayan sağlam kulp." Üçü de aynı güvenceyi veriyor: Teslim olan, düşmez.
Peki bu teslimiyet nasıl başlar? Kur'an, Al-i İmran Suresi'nde bu soruya cevap veriyor:
"De ki: Eğer Allah'ı seviyorsanız bana uyun ki Allah da sizi sevsin ve günahlarınızı bağışlasın. Allah çok bağışlayandır, çok esirgeyendir."
— Al-i İmran 31 (Diyanet Meali)
Bu ayet, teslimiyetin sevgiyle başladığını söylüyor. Sen O'nu seversen, O'na uyarsın. Ve O da seni sever. Sevgi, teslimiyete götürür; teslimiyet, sevgiye döner. Bu, bir ilişkinin en saf hali.
Diğer çeviriler:
"De ki: 'Eğer Allah'ı seviyorsanız bana uyun ki, Allah da sizi sevsin ve günahlarınızı affetsin. Allah Gafûr'dur, Rahîm'dir.'"
— Al-i İmran 31 (Yaşar Nuri Öztürk Meali)
"De ki: 'Eğer Allah'ı seviyorsanız bana uyun ki Allah da sizi sevsin ve günahlarınızı bağışlasın. Allah çok bağışlayıcı, çok merhametlidir.'"
— Al-i İmran 31 (Mustafa İslamoğlu Meali)
Şimdi başa dönelim. Bu dinin adı İslam, yani teslimiyet dedik. Ve gördük ki:
Belki de bu yüzden bu dinin adı teslimiyettir. Çünkü Kur'an, teslimiyeti kelimeyle değil, hikâyelerle anlatıyor. Ve bu hikâyeler, insanlık tarihinin en büyük teslimiyet hikâyeleri.
Bu teslimiyetin ilk tezahürü, annelerimizin yüreğinde görünür...
[Sonraki bölüm: BÖLÜM 2 — Annelerimizin Teslimiyeti]