☰ Ana Sayfa
Bölüm 2

BÖLÜM 2 — ANNELERİMİZİN TESLİMİYETİ

Bismillahirrahmanirrahim — Rahmân ve Rahîm olan Allah'ın adıyla.

"Bir anne, bebeğini nehre bırakır. Bu, teslimiyetin en çılgın hali midir, yoksa en saf hali mi?"

❖

Bir anne düşünün. Bebeğini kucağına alıyor. Onu emziriyor. Sonra bir gün, o bebeği bir sandığa koyup nehre bırakıyor.

Bu, teslimiyetin en çılgın hali gibi görünüyor. Ama Kur'an, bu hikâyeyi anlatırken bambaşka bir şey söylüyor: Bu, teslimiyetin en saf halidir.

Bu anne, Hz. Musa'nın annesidir. Ve onun hikâyesi, Kur'an'da Kasas Suresi'nde anlatılır. Kasas Suresi, 7. ayet:

"Musa'nın annesine, 'Onu emzir, başına bir şey gelmesinden endişe ettiğinde onu nehre bırak; korkma, üzülme. Çünkü biz onu sana geri vereceğiz ve onu peygamberlerden biri yapacağız' diye bildirdik."

— Kasas 7 (Diyanet Meali)

Dikkat edin. Allah, anneye üç şey söylüyor: "Korkma, üzülme, geri vereceğiz." Ama anne, bebeğini nehre bırakıyor. Bu nasıl olur?

Diğer çevirilere bakalım:

"Musa'nın annesine şöyle vahyettik: 'Onu emzir. Onun hakkında bir korku duyduğunda, onu nehre bırak. Korkma, tasalanma. Çünkü biz onu sana geri döndüreceğiz ve onu peygamberlerden biri yapacağız.'"

— Kasas 7 (Yaşar Nuri Öztürk Meali)

"Musa'nın annesine şöyle ilham ettik: 'Onu emzir. Onun hakkında bir endişe duyduğunda, onu nehre bırak. Korkma, üzülme. Çünkü biz onu sana geri vereceğiz ve onu peygamberlerden biri yapacağız.'"

— Kasas 7 (Mustafa İslamoğlu Meali)

Üç çeviri de aynı şeyi söylüyor: "Korkma, üzülme." Peki bir anne, bebeğini nehre bırakırken nasıl korkmaz?

İşte teslimiyetin sırrı burada. Anne, bebeğini nehre bırakmıyor; Allah'a bırakıyor. Nehir, sadece bir araç. Asıl kucak, Allah'ın kucağı. Ve Allah, "Korkma, üzülme" diyor. Çünkü teslim olan kalp, korkmaz.

❖

Şimdi ne olduğuna bakalım. Kasas Suresi, 8-13. ayetler:

"Nihayet Firavun'un ailesi onu, kendilerine bir düşman ve bir tasa olsun diye aldı. Şüphesiz Firavun ile Hâmân ve askerleri yanlış yolda idiler."

— Kasas 8 (Diyanet Meali)

"Firavun'un karısı: 'Benim için de senin için de bir göz aydınlığıdır. Onu öldürmeyin. Belki bize faydası dokunur ya da onu evlat ediniriz' dedi. Onlar işin farkında değillerdi."

— Kasas 9 (Diyanet Meali)

"Musa'nın annesi gönlü bomboş olarak sabahladı. Neredeyse onu açığa vuracaktı; eğer biz, inananlardan olması için kalbini pekiştirmemiş olsaydık."

— Kasas 10 (Diyanet Meali)

"Kız kardeşine: 'Onu takip et' dedi. O da onu fark ettirmeden uzaktan izledi."

— Kasas 11 (Diyanet Meali)

"Biz daha önce ona süt emziren kadınları yasaklamıştık. Bunun üzerine kız kardeşi: 'Sizin için onun bakımını üstlenecek ve ona içtenlikle davranacak bir aile göstereyim mi?' dedi."

— Kasas 12 (Diyanet Meali)

"Böylece onu, gözü aydın olsun, üzülmesin ve Allah'ın vaadinin gerçek olduğunu bilsin diye annesine geri verdik. Fakat onların çoğu bilmezler."

— Kasas 13 (Diyanet Meali)

Bu altı ayet, teslimiyetin nasıl işlediğini gösteriyor:

1. Bebek, düşmanın sarayına düşüyor (Kasas 8). Annesinin korktuğu şey, tam da oluyor gibi görünüyor.

2. Ama sarayda onu öldürmüyorlar (Kasas 9). Firavun'un karısı onu evlat edinmek istiyor.

3. Anne, gönlü bomboş sabahlıyor (Kasas 10). Teslimiyet, acıyı yok etmiyor; ama kalbi pekiştiriyor.

4. Kız kardeşi onu takip ediyor (Kasas 11). Teslimiyet, yalnız bırakmıyor.

5. Bebek, süt emziren kadınları reddediyor (Kasas 12). Ve kız kardeşi, "bakımını üstlenecek bir aile" öneriyor.

6. Bebek, annesine geri dönüyor (Kasas 13). Allah'ın vaadi gerçekleşiyor.

Nehre bırakılan bebek, saraya gidiyor. Saraydaki bebek, annesine dönüyor. Ve bu dönüş, teslimiyetin zaferidir.

❖

Aynı hikâye, Taha Suresi'nde daha kısa anlatılır. Taha Suresi, 38-40. ayetler:

"Bir zamanlar annene ilham edilmesi gerekeni ilham etmiştik."

— Taha 38 (Diyanet Meali)

"Onu sandığa koy, nehre bırak; nehir onu kıyıya atsın; benim düşmanım ve onun düşmanı onu alsın. Gözümün önünde yetişesin diye sana kendimden bir sevgi verdim."

— Taha 39 (Diyanet Meali)

"Kız kardeşin yürüyor ve 'Size ona bakacak birini göstereyim mi?' diyordu. Böylece seni, gözü gönlü mutluluk dolsun, üzülmesin diye annene geri verdik. Sen bir cana kıymıştın da seni üzüntüden kurtarmıştık. Seni iyice bir denemeden geçirmiştik. Medyen halkı arasında yıllarca kalmıştın. Sonra takdir edilen bir zamanda, ey Musa, sen buraya geldin."

— Taha 40 (Diyanet Meali)

Taha 39'daki ifadeye dikkat edin: "Gözümün önünde yetişesin diye sana kendimden bir sevgi verdim."

Allah, anneye "kendinden bir sevgi" veriyor. Yani annenin sevgisi, aslında Allah'ın sevgisinin bir yansıması. Ve bu sevgi, bebeği koruyor. Çünkü Allah, "Gözümün önünde yetişesin" diyor.

Diğer çeviriler:

"Bir zamanlar annene vahyedilmesi gerekeni vahyetmiştik: 'Onu bir sandığa koy, nehre bırak; nehir onu kıyıya atsın; benim düşmanım ve onun düşmanı onu alsın. Gözümün önünde yetişesin diye sana kendimden bir sevgi verdim.'"

— Taha 39 (Yaşar Nuri Öztürk Meali)

"Bir zamanlar annene ilham edilmesi gerekeni ilham etmiştik: 'Onu sandığa koy, nehre bırak; nehir onu kıyıya atsın; benim düşmanım ve onun düşmanı onu alsın. Gözümün önünde yetişesin diye sana kendimden bir sevgi verdim.'"

— Taha 39 (Mustafa İslamoğlu Meali)

❖

Şimdi başa dönelim. Annelerimizin teslimiyeti dedik. Ve gördük ki:

Belki de bu hikâyenin en büyük sırrı şudur: Teslimiyet, bırakmak değil; doğru kucağa bırakmaktır. Anne, bebeğini kaybetmiyor; Allah'a emanet ediyor. Ve Allah, emaneti koruyor.

Bir baba vardır ki, teslimiyetinden gözlerini kaybeder...

❖

[Sonraki bölüm: BÖLÜM 3 — Babanın Teslimiyeti]