☰ Ana Sayfa

SON SÖZ

"Bu kitap, Kur'an'ın teslimiyetini anlattı. Ama asıl teslimiyet, senin onu kendi dilinden okumaya başladığında başlar."

❖

On dokuz bölüm boyunca, Kur'an'ın içinde saklı teslimiyetleri gördük. Bir annenin bebeğini nehre bırakışını, bir babanın hasretle kör oluşunu, bir kraliçenin tahtını bırakışını, "Ol" emrinin ölçüsünü, hasedin kalbi yakışını, zikrin kalbi aydınlatışını...

Ama bil ki: Bunlar, buz dağının sadece tepesidir.

Kur'an'ın içinde, bu kitabın sayfalarına sığmayan binlerce kapı daha vardır. Her sure, her ayet, her kelime — ayrı bir okyanus. Bu kitap, o okyanustan bir avuç su aldı ve sana gösterdi. Ama okyanus, hâlâ orada duruyor. Seni bekliyor.

Allah inancının dünyada birçok faydası vardır. Bu kitap, o faydaların sadece birkaçını gösterdi: Teslim olan kalbin korkusuzluğunu, zikreden kalbin huzurunu, istiğfar eden kalbin bereketini. Ama inanç, bundan çok daha fazlasıdır. O, insanın dünyaya bakışını değiştirir; derdini, korkusunu, yalnızlığını sarar; her musibette bir hikmet, her nimette bir şükür buldurur. İnanç, insanı yalnız bırakmaz.

Ve şimdi, sana bir davet var. Bu kitabı okudun. Ama asıl kitap, bu kitabın anlattığı kitaptır: Kur'an.

Kur'an'ı baştan sona oku. Kendi dilinden, kendi gözünle, kendi kalbinle. Emin ol ki, bu okuma sana yalnızca bilgi getirmeyecek; ruha ve bedene iyilik, bolluk, bereket, sağlık ve huzur getirecektir. Çünkü bu kitap, sadece bir kitap değildir; o, kalbe inen bir rahmettir.

Sonuçta, ilk emri neydi?

"Oku!"

— Alak 1 (Diyanet Meali)

"Yaratan Rabbinin adıyla oku."

Kur'an, sana "oku" diyerek başladı. Bu kitap da sana "oku" diyerek bitiyor. Çünkü teslimiyetin en büyük kapısı, okumakla açılır. Ve o kapıdan giren, artık yalnız değildir.

Çok şükür.

❖

[Kitabın sonu — ama yolculuğun başlangıcı.]