☰ Ana Sayfa
Bölüm 19

BÖLÜM 19 — ZİKİRLERİN TESLİMİYETİ

"Kur'an'da bazı kelimeler vardır ki, Allah onları tekrar tekrar söylememizi ister. Her birinin bir anlamı, bir kapısı ve bir fazileti vardır. Bu bölüm, o kapıları tek tek açar."

❖

Bir anahtar düşünün. Bir kapıyı açar. Peki ya bir anahtar, birçok kapıyı açarsa? Kur'an'ın içinde öyle kelimeler vardır ki, her biri ayrı bir kapıdır. Bu bölüm, o kapıları tek tek açacak. Her zikrin anlamı, Kur'an'daki yeri ve fazileti — hepsi Kur'an'ın kendi ayetlerinden.

İlk kapı: Tehlil. "Lâ ilâhe illallah" — "Allah'tan başka hiçbir ilah yoktur." Bu, İslam'ın en öz kelimesidir. Kur'an, Muhammed Suresi'nde bu kelimeyi en başa koyar:

"Bil ki, Allah'tan başka hiçbir ilah yoktur. Hem kendinin hem mümin erkeklerin ve mümin kadınların günahlarının bağışlanmasını dile. Allah, sizin dolaştığınız yeri de, duracağınız yeri de bilir."

— Muhammed 19 (Diyanet Meali)

"Bil ki, Allah'tan başka hiçbir ilah yoktur." Bu cümle, bir bilgi değil; bir teslimiyettir. Ve hemen ardından gelen: "Günahlarının bağışlanmasını dile." Yani tehlil, bağışlanma kapısını açar. Bu kelimeyi söyleyen, Allah'tan başka ilah olmadığını kabul eder; kabul eden, bağışlanma diler.

Diğer çeviriler:

"Bil ki, Allah'tan başka hiçbir ilah yoktur. Hem kendinin hem mümin erkeklerin ve mümin kadınların günahlarının bağışlanmasını dile. Allah, sizin dolaştığınız yeri de, duracağınız yeri de bilir."

— Muhammed 19 (Yaşar Nuri Öztürk Meali)

"Bil ki, Allah'tan başka hiçbir ilah yoktur. Hem kendinin hem mümin erkeklerin ve mümin kadınların günahlarının bağışlanmasını dile. Allah, sizin dolaştığınız yeri de, duracağınız yeri de bilir."

— Muhammed 19 (Mustafa İslamoğlu Meali)

❖

Peki bu kelime neden bu kadar önemli? Kur'an, Saffat Suresi'nde bu kelimenin insanları ikiye böldüğünü söylüyor:

"Çünkü onlara 'Allah'tan başka hiçbir ilah yoktur' denildiği zaman büyüklük taslarlardı."

— Saffat 35 (Diyanet Meali)

"Allah'tan başka hiçbir ilah yoktur" denildiğinde, bazıları büyüklük taslar. Yani bu kelime, kibri kırar. Tehlil, "ben" demeyi bırakıp "O" demektir. Ve kibri kırılan kalp, teslimiyete açılır.

Diğer çeviriler:

"Çünkü onlara 'Allah'tan başka ilah yoktur' denildiğinde, kibre kapılıyorlardı."

— Saffat 35 (Yaşar Nuri Öztürk Meali)

"Çünkü onlara 'Allah'tan başka hiçbir ilah yoktur' denildiği zaman büyüklük taslarlardı."

— Saffat 35 (Mustafa İslamoğlu Meali)

❖

İkinci kapı: Tesbih. "Sübhânallah" — "Allah'ı her türlü eksiklikten tenzih ederim." Kur'an, İsra Suresi'nde tesbihin evrensel olduğunu söylüyor:

"Yedi gök, yer ve bunlarda bulunan herkes O'nu tesbih eder. O'nu hamd ile tesbih etmeyen hiçbir şey yoktur. Ne var ki siz onların tesbihini anlamazsınız. Şüphesiz O, halimdir, çok bağışlayandır."

— İsra 44 (Diyanet Meali)

"O'nu hamd ile tesbih etmeyen hiçbir şey yoktur." Hiçbir şey. Taşlar, ağaçlar, yıldızlar, hayvanlar — hepsi O'nu tesbih eder. Sen tesbih ettiğinde, aslında evrenin diline katılırsın. Tesbih, yalnız kalmamaktır; koca evrenle birlikte söylenen bir sözdür.

Diğer çeviriler:

"Yedi gök, yerküre ve bunların içindekiler O'nu tespih eder. Hiçbir şey yoktur ki, O'nu hamd ile tespih etmesin. Ne var ki siz, onların tespihini anlamazsınız. O, Halîm'dir, Gafûr'dur."

— İsra 44 (Yaşar Nuri Öztürk Meali)

"Yedi gök, yer ve bunlarda bulunan herkes O'nu tesbih eder. O'nu hamd ile tesbih etmeyen hiçbir şey yoktur. Ne var ki siz onların tesbihini anlamazsınız. Şüphesiz O, halimdir, çok bağışlayandır."

— İsra 44 (Mustafa İslamoğlu Meali)

❖

Tesbihin anlamı, Haşr Suresi'nde Allah'ın isimleriyle birlikte verilir:

"O, kendisinden başka hiçbir ilah olmayan Allah'tır. O, mülkün sahibidir, kutsaldır, barış ve esenliğin kaynağıdır, güvenlik verendir, gözetip koruyandır, üstündür, istediğini zorla yaptıran, büyüklükte eşi olmayandır. Allah, onların ortak koştuklarından uzaktır."

— Haşr 24 (Diyanet Meali)

"Sübhânallah" dediğinde, aslında şunu dersin: Allah, eksiklikten uzaktır. O, mülkün sahibidir; kutsaldır; barışın kaynağıdır; güvenlik verendir. Tesbih, Allah'ı bu isimlerle anmaktır. Ve bu isimleri anan kalp, O'na yaklaşır.

Diğer çeviriler:

"O Allah'tır ki, kendisinden başka ilah yoktur. Melik'tir, Kuddûs'tür, Selâm'dır, Mü'min'dir, Müheymin'dir, Azîz'dir, Cebbâr'dır, Mütekebbir'dir. Allah, onların ortak koştuklarından uzaktır."

— Haşr 24 (Yaşar Nuri Öztürk Meali)

"O, kendisinden başka hiçbir ilah olmayan Allah'tır. O, mülkün sahibidir, kutsaldır, barış ve esenliğin kaynağıdır, güvenlik verendir, gözetip koruyandır, üstündür, istediğini zorla yaptıran, büyüklükte eşi olmayandır. Allah, onların ortak koştuklarından uzaktır."

— Haşr 24 (Mustafa İslamoğlu Meali)

❖

Üçüncü kapı: Hamd. "Elhamdülillah" — "Hamd Allah'a mahsustur." Kur'an, bu kelimeyle başlar. Fatiha Suresi, 2. ayet:

"Hamd, âlemlerin Rabbi Allah'a mahsustur."

— Fatiha 2 (Diyanet Meali)

Kur'an'ın ilk suresi, hamd ile başlar. "Elhamdülillah" dediğinde, "Bütün övgüler O'na" dersin. Hamd, nimeti görmek ve onu verene teşekkür etmektir. Haset eden kalp, başkasının nimetini çekemez; hamd eden kalp, kendi nimetini görür.

Diğer çeviriler:

"Hamd, âlemlerin Rabbi olan Allah'a özgüdür."

— Fatiha 2 (Yaşar Nuri Öztürk Meali)

"Hamd, âlemlerin Rabbi Allah'a mahsustur."

— Fatiha 2 (Mustafa İslamoğlu Meali)

❖

Hamd ve tekbir, İsra Suresi'nde yan yana verilir:

"De ki: Hamd, çocuk edinmeyen, mülkte ortağı olmayan, zillet ve acizliğe düşmekten dolayı bir dosta ihtiyacı bulunmayan Allah'a mahsustur. O'nu tekbir ile yücelt."

— İsra 111 (Diyanet Meali)

"O'nu tekbir ile yücelt." Hamd ve tekbir, iki kardeş kelimedir. Hamd, "her şey O'ndan" der; tekbir, "O her şeyden büyük" der. İkisi birlikte, kalbi hem şükürle hem saygıyla doldurur.

Diğer çeviriler:

"Şunu da söyle: Hamd, o Allah'a özgüdür ki, çocuk edinmemiştir; mülkte ortağı yoktur; zillet ve acizlikten ötürü bir dost edinmemiştir. Ve O'nu tekbir ile yücelt."

— İsra 111 (Yaşar Nuri Öztürk Meali)

"De ki: Hamd, çocuk edinmeyen, mülkte ortağı olmayan, zillet ve acizliğe düşmekten dolayı bir dosta ihtiyacı bulunmayan Allah'a mahsustur. O'nu tekbir ile yücelt."

— İsra 111 (Mustafa İslamoğlu Meali)

❖

Dördüncü kapı: Tekbir. "Allahu Ekber" — "Allah en büyüktür." Kur'an, Müddessir Suresi'nde tekbiri en kısa haliyle emreder:

"Rabbini büyükle."

— Müddessir 3 (Diyanet Meali)

"Rabbini büyükle." İki kelime. Ama içinde koca bir teslimiyet var. "Allahu Ekber" dediğinde, her şeyin O'ndan küçük olduğunu kabul edersin. Senin derdin, korkun, hasedin, düşmanlığın — hepsi O'ndan küçük. Tekbir, kalbi büyütür; çünkü kalp, büyük olanı anınca ferahlar.

Diğer çeviriler:

"Rabbinin büyüklüğünü dile getir."

— Müddessir 3 (Yaşar Nuri Öztürk Meali)

"Rabbini büyükle."

— Müddessir 3 (Mustafa İslamoğlu Meali)

❖

Beşinci kapı: İstiğfar. "Estağfirullah" — "Allah'tan bağışlanma dilerim." Kur'an, Nuh Suresi'nde istiğfarın faziletini en somut haliyle anlatır:

"Dedim ki: Rabbinizden bağışlanma dileyin. Çünkü O, çok bağışlayandır. Size gökten bol bol yağmur indirsin, size mallar ve oğullar versin, sizin için bahçeler var etsin, ırmaklar akıtsın."

— Nuh 10-12 (Diyanet Meali)

"Rabbinizden bağışlanma dileyin. Çünkü O, çok bağışlayandır." Ve hemen ardından: "Size gökten bol bol yağmur indirsin, size mallar ve oğullar versin." İstiğfar, sadece günahları silmez; rızkı da açar. İstiğfar eden kalp, hem temizlenir hem bereketlenir.

Diğer çeviriler:

"Dedim ki: Rabbinizden af dileyin. O, çok affedicidir. Üzerinize gökten bol yağmur indirsin. Size mallar ve oğullar versin. Sizin için bahçeler var etsin, ırmaklar akıtsın."

— Nuh 10-12 (Yaşar Nuri Öztürk Meali)

"Dedim ki: Rabbinizden bağışlanma dileyin. Çünkü O, çok bağışlayandır. Size gökten bol bol yağmur indirsin, size mallar ve oğullar versin, sizin için bahçeler var etsin, ırmaklar akıtsın."

— Nuh 10-12 (Mustafa İslamoğlu Meali)

❖

İstiğfarın bir başka fazileti, Hud Suresi'nde verilir:

"Rabbinizden bağışlanma dileyin, sonra O'na tövbe edin ki, sizi belirli bir süreye kadar güzelce geçindirsin ve her fazilet sahibine faziletinin karşılığını versin. Eğer yüz çevirirseniz, doğrusu ben sizin için büyük bir günün azabından korkarım."

— Hud 3 (Diyanet Meali)

"Rabbinizden bağışlanma dileyin, sonra O'na tövbe edin ki, sizi belirli bir süreye kadar güzelce geçindirsin." İstiğfar + tövbe = güzel geçim. Yani istiğfar, sadece ahiret için değil; bu dünyadaki geçim için de bir anahtardır. İstiğfar eden, hem dünyasını hem ahiretini güzelleştirir.

Diğer çeviriler:

"Rabbinizden af dileyin, sonra O'na tövbe edin ki, sizi belirli bir süreye kadar güzel bir şekilde geçindirsin ve her ihsan sahibine ihsanının karşılığını versin. Eğer yüz çevirirseniz, sizin için büyük bir günün azabından korkarım."

— Hud 3 (Yaşar Nuri Öztürk Meali)

"Rabbinizden bağışlanma dileyin, sonra O'na tövbe edin ki, sizi belirli bir süreye kadar güzelce geçindirsin ve her fazilet sahibine faziletinin karşılığını versin. Eğer yüz çevirirseniz, doğrusu ben sizin için büyük bir günün azabından korkarım."

— Hud 3 (Mustafa İslamoğlu Meali)

❖

Altıncı kapı: Salavat. Peygamber'e salat ve selam. Kur'an, Ahzab Suresi'nde bu kapıyı şöyle açar:

"Şüphesiz Allah ve melekleri Peygamber'e salat ederler. Ey iman edenler! Siz de ona salat edin, selam verin."

— Ahzab 56 (Diyanet Meali)

"Şüphesiz Allah ve melekleri Peygamber'e salat ederler." Dikkat edin: Allah ve melekleri salat ediyor; siz de edin. Yani salavat, insanı Allah'ın ve meleklerin yaptığı bir işe ortak eder. Bu, teslimiyetin en şerefli kapılarından biridir.

Diğer çeviriler:

"Allah ve melekleri, o Peygamber'e salat ederler. Ey iman edenler, siz de ona salat edin, selam verin."

— Ahzab 56 (Yaşar Nuri Öztürk Meali)

"Şüphesiz Allah ve melekleri Peygamber'e salat ederler. Ey iman edenler! Siz de ona salat edin, selam verin."

— Ahzab 56 (Mustafa İslamoğlu Meali)

❖

Yedinci kapı: Hasbünallah. "Allah bize yeter." Kur'an, Al-i İmran Suresi'nde bu kelimenin korku anında söylendiğini anlatır:

"Onlar, kendilerine: 'İnsanlar size karşı ordu topladılar, onlardan korkun' denildiğinde, bu onların imanını artırdı ve 'Allah bize yeter, O ne güzel vekildir' dediler."

— Al-i İmran 173 (Diyanet Meali)

"İnsanlar size karşı ordu topladılar, onlardan korkun" denildi. Cevap: "Allah bize yeter, O ne güzel vekildir." Hasbünallah, korkunun ilacıdır. Korku anında söylenen bu kelime, kalbe güven verir. Çünkü "Allah bize yeter" diyen, artık başka hiçbir şeyden korkmaz.

Diğer çeviriler:

"Onlar, kendilerine: 'İnsanlar size karşı ordu topladılar, onlardan korkun' denildiğinde, bu onların imanını artırdı ve 'Allah bize yeter, O ne güzel vekildir' dediler."

— Al-i İmran 173 (Yaşar Nuri Öztürk Meali)

"Onlar, kendilerine: 'İnsanlar size karşı ordu topladılar, onlardan korkun' denildiğinde, bu onların imanını artırdı ve 'Allah bize yeter, O ne güzel vekildir' dediler."

— Al-i İmran 173 (Mustafa İslamoğlu Meali)

❖

Sekizinci kapı: İnnâ lillâh. "Biz Allah'a aidiz." Kur'an, Bakara Suresi'nde bu kelimenin musibet anında söylendiğini anlatır:

"Onlar, başlarına bir musibet geldiğinde, 'Biz Allah'a aidiz ve şüphesiz O'na döneceğiz' derler."

— Bakara 156 (Diyanet Meali)

"Biz Allah'a aidiz ve şüphesiz O'na döneceğiz." Musibet anında söylenen bu kelime, teslimiyetin en saf halidir. "Ben O'ndan geldim, O'na döneceğim" demektir. Haset eden kalp, kaybettiğinde yanar; bu kelimeyi söyleyen kalp, her şeyin O'ndan geldiğini bilir ve teslim olur.

Diğer çeviriler:

"Onlar, başlarına bir musibet geldiğinde, 'Biz Allah'a aidiz ve şüphesiz O'na döneceğiz' derler."

— Bakara 156 (Yaşar Nuri Öztürk Meali)

"Onlar, başlarına bir musibet geldiğinde, 'Biz Allah'a aidiz ve şüphesiz O'na döneceğiz' derler."

— Bakara 156 (Mustafa İslamoğlu Meali)

❖

Dokuzuncu kapı: Rabbenâ âtinâ. "Rabbimiz, bize ver." Kur'an, Bakara Suresi'nde bu duayı en güzel haliyle öğretir:

"Rabbimiz! Bize dünyada da iyilik ver, ahirette de iyilik ver ve bizi ateş azabından koru."

— Bakara 201 (Diyanet Meali)

"Rabbimiz! Bize dünyada da iyilik ver, ahirette de iyilik ver." Bu dua, teslimiyetin özetidir: Dünyayı da ister, ahireti de ister; ama her ikisini de Allah'tan ister. Ve sonunda: "Bizi ateş azabından koru." Zikir, sadece anmak değil; istemektir de. Ve en güzel istek, O'ndan isteyendir.

Diğer çeviriler:

"Rabbimiz, bize dünyada da güzellik ver, ahirette de güzellik ver. Ve bizi ateş azabından koru."

— Bakara 201 (Yaşar Nuri Öztürk Meali)

"Rabbimiz! Bize dünyada da iyilik ver, ahirette de iyilik ver ve bizi ateş azabından koru."

— Bakara 201 (Mustafa İslamoğlu Meali)

❖

Ve son kapı: Şehadet. "Eşhedü en lâ ilâhe illallah" — "Allah'tan başka ilah olmadığına şahitlik ederim." Kur'an, Al-i İmran Suresi'nde şehadetin Allah'ın kendisiyle başladığını söyler:

"Allah, melekler ve adaletli ilim sahipleri, O'ndan başka hiçbir ilah olmadığına şahitlik ettiler. O'ndan başka hiçbir ilah yoktur. O, mutlak güç sahibidir, hüküm ve hikmet sahibidir."

— Al-i İmran 18 (Diyanet Meali)

"Allah, melekler ve adaletli ilim sahipleri, O'ndan başka hiçbir ilah olmadığına şahitlik ettiler." Sen şehadet ettiğinde, aslında Allah'ın ve meleklerin şahitliğine katılırsın. Bu, zikirlerin en büyüğüdür: Bütün kapıların anahtarı. Tehlil, tesbih, hamd, tekbir, istiğfar, salavat, hasbünallah, innâ lillâh, rabbenâ âtinâ — hepsi bu şehadetin içinde saklıdır.

Diğer çeviriler:

"Allah, melekler ve ilimde derinleşenler, O'ndan başka ilah olmadığına tanıklık ettiler. O'ndan başka ilah yoktur. Azîz'dir, Hakîm'dir."

— Al-i İmran 18 (Yaşar Nuri Öztürk Meali)

"Allah, melekler ve adaletli ilim sahipleri, O'ndan başka hiçbir ilah olmadığına şahitlik ettiler. O'ndan başka hiçbir ilah yoktur. O, mutlak güç sahibidir, hüküm ve hikmet sahibidir."

— Al-i İmran 18 (Mustafa İslamoğlu Meali)

❖

Şimdi başa dönelim. Zikirlerin teslimiyeti dedik. Ve gördük ki:

Belki de zikirlerin en büyük sırrı şudur: Her zikir, bir teslimiyet kapısıdır. Tehlil, kibri kırar. Tesbih, evrene katılır. Hamd, nimeti görür. Tekbir, kalbi büyütür. İstiğfar, temizler ve bereketlendirir. Salavat, şereflendirir. Hasbünallah, korkuyu siler. İnnâ lillâh, teslim eder. Rabbenâ âtinâ, ister. Ve şehadet, hepsini birleştirir.

Bu kelimeler, Kur'an'ın içinde saklıdır. Ve her biri, söyleyen kalbe ayrı bir kapı açar. Hangi kapıdan girersen gir, hepsi aynı odaya çıkar: Teslimiyet.

Peki bu kitap, bütün bu kapılardan hangisine seni çağırır?

❖

[Sonraki bölüm: Kitabın Sonu (Kapanış)]