Bismillahirrahmanirrahim — Rahmân ve Rahîm olan Allah'ın adıyla.
"Bir kitap düşünün: 1400 yıl önce yazıldı, dünyanın dört bir yanında milyonlarca kez elle kopyalandı, ama tek harfi bile değişmedi. Bu, dünya tarihinde başka hiçbir kitabın başaramadığı bir şey."
Bir kitap düşünün. 1400 yıl önce yazıldı. Dünyanın dört bir yanında milyonlarca kez elle kopyalandı. Ama tek harfi bile değişmedi. Bu, dünya tarihinde başka hiçbir kitabın başaramadığı bir şey.
Bu kitap, Kur'an'dır. Ve bu bölümde, onun nasıl korunduğunu göreceğiz.
Hicr Suresi, 9. ayet:
"Kur'an'ı kesinlikle biz indirdik; elbette onu yine biz koruyacağız."
— Hicr 9 (Diyanet Meali)
Dikkat edin. Bu ayet, Kur'an'ın korunacağını söylüyor: "Kur'an'ı kesinlikle biz indirdik; elbette onu yine biz koruyacağız." Yani Kur'an'ı indiren Allah, onu koruyacağını da vaat ediyor.
Diğer çevirilere bakalım:
"Kur'an'ı kesinlikle biz indirdik; elbette onu yine biz koruyacağız."
— Hicr 9 (Yaşar Nuri Öztürk Meali)
"Kur'an'ı kesinlikle biz indirdik; elbette onu yine biz koruyacağız."
— Hicr 9 (Mustafa İslamoğlu Meali)
Üç çeviri de aynı şeyi söylüyor: "Onu yine biz koruyacağız." Bu, Allah'ın bir vaadidir. Ve bu vaat, 1400 yıldır tutulmuştur.
Şimdi bu korunmanın nerede saklandığına bakalım. Vakıa Suresi, 77-78. ayetler:
"Şüphesiz bu, değerli bir Kur'an'dır. Korunmuş bir kitaptadır."
— Vakıa 77-78 (Diyanet Meali)
Dikkat edin. Bu ayet, Kur'an'ın korunmuş bir kitapta olduğunu söylüyor: "Korunmuş bir kitaptadır." Yani Kur'an, sadece insanların hafızasında değil; korunmuş bir kitapta saklıdır.
Diğer çevirilere bakalım:
"Şüphesiz bu, değerli bir Kur'an'dır. Korunmuş bir kitaptadır."
— Vakıa 77-78 (Yaşar Nuri Öztürk Meali)
"Şüphesiz bu, değerli bir Kur'an'dır. Korunmuş bir kitaptadır."
— Vakıa 77-78 (Mustafa İslamoğlu Meali)
Şimdi bu korunmuş kitaba nasıl sarılacağımıza bakalım. Zuhruf Suresi, 43-44. ayetler:
"Sana vahyedilene sımsıkı sarıl. Şüphesiz sen dosdoğru bir yol üzerindesin. Şüphesiz o (Kur'an), senin için de, kavmin için de bir zikirdir (şeref ve öğüttür)."
— Zuhruf 43-44 (Diyanet Meali)
Dikkat edin. Bu ayet, Kur'an'a sarılmayı emrediyor: "Sana vahyedilene sımsıkı sarıl." Yani korunmuş kitap, sadece korunmakla kalmaz; ona sarılmak gerekir.
Diğer çevirilere bakalım:
"Sana vahyedilene sımsıkı sarıl. Şüphesiz sen dosdoğru bir yol üzerindesin. Şüphesiz o (Kur'an), senin için de, kavmin için de bir zikirdir (şeref ve öğüttür)."
— Zuhruf 43-44 (Yaşar Nuri Öztürk Meali)
"Sana vahyedilene sımsıkı sarıl. Şüphesiz sen dosdoğru bir yol üzerindesin. Şüphesiz o (Kur'an), senin için de, kavmin için de bir zikirdir (şeref ve öğüttür)."
— Zuhruf 43-44 (Mustafa İslamoğlu Meali)
Üç çeviri de aynı şeyi söylüyor: "Sana vahyedilene sımsıkı sarıl." Yani korunmuş kitap, sadece korunmakla kalmaz; ona sarılmak gerekir.
Şimdi bu korunmuş kitabın ne kadar güçlü olduğuna bakalım. Fussilet Suresi, 41-42. ayetler:
"Onlar, kendilerine gelen Kur'an'ı inkâr ettiler. Oysa o, eşsiz bir kitaptır. Ona ne önünden ne de arkasından batıl yaklaşabilir. O, hikmet sahibi, övgüye layık olan Allah tarafından indirilmiştir."
— Fussilet 41-42 (Diyanet Meali)
Dikkat edin. Bu ayet, Kur'an'ın korunmuşluğunu anlatıyor: "Ona ne önünden ne de arkasından batıl yaklaşabilir." Yani Kur'an'a, hiçbir yönden batıl (yanlışlık, değişiklik) yaklaşamaz.
Diğer çevirilere bakalım:
"Onlar, kendilerine gelen Kur'an'ı inkâr ettiler. Oysa o, eşsiz bir kitaptır. Ona ne önünden ne de arkasından batıl yaklaşabilir. O, hikmet sahibi, övgüye layık olan Allah tarafından indirilmiştir."
— Fussilet 41-42 (Yaşar Nuri Öztürk Meali)
"Onlar, kendilerine gelen Kur'an'ı inkâr ettiler. Oysa o, eşsiz bir kitaptır. Ona ne önünden ne de arkasından batıl yaklaşabilir. O, hikmet sahibi, övgüye layık olan Allah tarafından indirilmiştir."
— Fussilet 41-42 (Mustafa İslamoğlu Meali)
Şimdi başa dönelim. Korunmanın teslimiyeti dedik. Ve gördük ki:
Belki de bu hikâyenin en büyük sırrı şudur: Teslimiyet, korunmuş bir söze teslim olmaktır. Kur'an, 1400 yıldır tek harfi değişmeden geldi. Çünkü onu indiren Allah, onu koruyacağını vaat etti. Ve bu vaat, tutuldu.
Ve böylece, teslimiyetle başlayan yolculuk, korunmuş bir sözle son bulur. Ama asıl yolculuk, senin ilk sayfayı çevirmenle başlar...
[Sonraki bölüm: BÖLÜM 12 — Kitabın Zirvesi]
Üç çeviri de aynı şeyi söylüyor: "Korunmuş bir kitaptadır." Yani Kur'an, korunmuş bir kitapta saklıdır. Ve bu korunma, Allah'ın vaadidir.