"Bir ayet, şükrün gücünü tek cümleyle anlatır: 'Şükrederseniz artırırım.' Peki neden? Ve neden şükredenler bu kadar az?"
Bir deney düşünün. Size bir hediye verildi. Onu alıp teşekkür ettiğinizde, veren kişi size bir hediye daha veriyor. Yine teşekkür ediyorsunuz, yine veriyor. Teşekkür etmeyi bıraktığınız anda ise hediyeler kesiliyor.
Kur'an, bu deneyin evrensel halini anlatıyor. İbrahim Suresi, 7. ayet:
"Andolsun, eğer şükrederseniz elbette size nimetimi artırırım. Eğer nankörlük ederseniz, hiç şüphesiz azabım çok şiddetlidir."
— İbrahim 7 (Diyanet Meali)
Bu ayet, şükrü bir "teşekkür" olmaktan çıkarıp bir anahtar haline getiriyor. Şükür, nimeti artıran bir anahtar. Nankörlük ise nimeti kesen bir kilit.
Diğer çevirilere bakalım:
"Şükrederseniz, ben de size nimetimi daha da artırırım. Nankörlük ederseniz, hiç kuşkusuz azabım çok çetin olur."
— İbrahim 7 (Yaşar Nuri Öztürk Meali)
"Eğer şükrederseniz, size nimetimi kesinlikle artırırım. Ve eğer nankörlük ederseniz, hiç şüphesiz azabım çok şiddetlidir."
— İbrahim 7 (Mustafa İslamoğlu Meali)
Üç çeviri de aynı yasayı söylüyor: Şükür artırır, nankörlük keser.
Peki şükür neden bu kadar önemli? Kur'an, Lokman Suresi'nde bu soruya şaşırtıcı bir cevap veriyor:
"Andolsun, Lokman'a hikmet verdik: 'Allah'a şükret.' Kim şükrederse ancak kendisi için şükretmiş olur. Kim de nankörlük ederse, bilsin ki Allah her bakımdan sınırsız zengindir, övgüye lâyıktır."
— Lokman 12 (Diyanet Meali)
Dikkat edin. "Kim şükrederse ancak kendisi için şükretmiş olur." Yani şükür, Allah'ın ihtiyacı değil; senin kazancın. Allah zaten sınırsız zengin. Senin şükrün O'nu zenginleştirmez; seni olgunlaştırır.
Diğer çeviriler:
"Lokman'a hikmet verdik: 'Allah'a şükret.' Kim şükrederse kendi iyiliği için şükreder. Kim nankörlük ederse, Allah Ganî'dir, Hamîd'dir."
— Lokman 12 (Yaşar Nuri Öztürk Meali)
"Andolsun ki Lokman'a hikmet verdik: 'Allah'a şükret!' Kim şükrederse, ancak kendisi için şükretmiş olur. Kim de nankörlük ederse, şüphesiz Allah Ganî'dir, Hamîd'dir."
— Lokman 12 (Mustafa İslamoğlu Meali)
Bu, şükrün sırrıdır: Şükür, Allah'a yapılan bir iyilik değil; insanın kendine yaptığı bir yatırımdır.
Peki şükrün sınırı var mı? Kur'an, Nahl Suresi'nde bu soruya imkânsız bir cevap veriyor:
"Allah'ın nimetini saymaya kalksanız, onu sayamazsınız. Şüphesiz Allah çok bağışlayandır, çok esirgeyendir."
— Nahl 18 (Diyanet Meali)
Nimetleri saymak imkânsız. Her nefes, her kalp atışı, her gün doğumu bir nimet. Sayamadığın bir şeye nasıl şükredersin? İşte bu yüzden şükür bir "sayma" değil, bir farkındalık halidir.
Diğer çeviriler:
"Allah'ın nimetlerini saymaya kalksanız, onları sayamazsınız. Allah çok affedici, çok merhametlidir."
— Nahl 18 (Yaşar Nuri Öztürk Meali)
"Allah'ın nimetini saymaya kalksanız, onu sayamazsınız. Şüphesiz Allah çok bağışlayıcıdır, çok merhametlidir."
— Nahl 18 (Mustafa İslamoğlu Meali)
Şimdi en çarpıcı ayete gelelim. Sebe Suresi, 13. ayet:
"...Kullarımdan şükredenler pek azdır."
— Sebe 13 (Diyanet Meali)
Bu ayet, bir tespit değil, bir itiraf gibidir. Allah, kullarının çoğunun nankör olduğunu söylüyor. Ama dikkat: Bu bir suçlama değil, bir davet. "Şükredenler az" diyor, "sen de onlardan ol."
Diğer çeviriler:
"...Kullarım içinde şükredenler pek azdır."
— Sebe 13 (Yaşar Nuri Öztürk Meali)
"...Kullarımdan şükredenler ne kadar da azdır!"
— Sebe 13 (Mustafa İslamoğlu Meali)
Peki şükür nasıl yapılır? Kur'an, Bakara Suresi'nde şükrün en kısa tarifini veriyor:
"O halde beni anın, ben de sizi anayım. Bana şükredin, sakın bana nankörlük etmeyin."
— Bakara 152 (Diyanet Meali)
"Beni anın, ben de sizi anayım." Bu, bir ilişkinin en saf halidir. Sen O'nu anarsın, O seni anar. Sen O'na şükredersin, O sana verir. Bu, teslimiyetin en tatlı döngüsüdür.
Diğer çeviriler:
"O halde beni hatırlayın ki, ben de sizi hatırlayayım. Bana şükredin; sakın bana nankörlük etmeyin."
— Bakara 152 (Yaşar Nuri Öztürk Meali)
"O halde beni anın ki, ben de sizi anayım. Bana şükredin; bana nankörlük etmeyin."
— Bakara 152 (Mustafa İslamoğlu Meali)
Ve son olarak, şükrün günlük hayattaki karşılığı. Nahl Suresi, 114. ayet:
"Allah'ın size verdiği rızıktan temiz ve helal olarak yiyin ve Allah'ın nimetine şükredin. Eğer O'na ibadet ediyorsanız..."
— Nahl 114 (Diyanet Meali)
Şükür, sadece dilde değil; sofrada başlar. Yediğin lokmanın helal olması, bir şükürdür. Onu fark ederek yemek, bir şükürdür. Şükür, hayatın her anına yayılan bir farkındalıktır.
Şimdi başa dönelim. Şükrün teslimiyeti dedik. Ve gördük ki:
Belki de şükrün en büyük sırrı şudur: Şükür, teslimiyetin en sessiz halidir. Çünkü şükreden insan, "Benim elimde olan her şey O'ndan geldi" der. Ve bunu diyen insan, artık hiçbir şeye tutunmaz; her şeyi verene teslim olur.
Peki bu teslimiyeti bize en iyi kim öğretir? Allah'ın isimleri...
[Sonraki bölüm: BÖLÜM 14 — İsimlerin Teslimiyeti (Allah'ın 99 İsmi)]