☰ Ana Sayfa
Bölüm 18

BÖLÜM 18 — ZİKRİN TESLİMİYETİ

"Bir kalp düşünün: Başkasının nimetini çekemez, kin biriktirir, daralır. Aynı kalp, Allah'ın adını anmaya başlayınca açılır, yumuşar, huzur bulur. Kur'an, bu iki halin resmini çizer: Haset edenin hali ve zikredenin kazancı."

❖

Bir kalp düşünün. İçinde bir ateş var: Başkasının sahip olduğu bir şey, o kalbi yakıyor. "Onda var, bende yok" düşüncesi, gece gündüz o kalbi kemiriyor. Bu ateşin adı: haset. Ve Kur'an, bu ateşin nereye kadar gidebileceğini en baştan anlatıyor. Felak Suresi, 5. ayet:

"Haset ettiği zaman hasetçinin şerrinden."

— Felak 5 (Diyanet Meali)

"Haset ettiği zaman." Yani haset, bir anlık bir duygu değil; bir hal. Ve o hal, şer üretir. Kur'an, bu tek ayetle hasetçinin şerrinden Allah'a sığınmayı öğretiyor. Çünkü haset, sahibini de, hedefini de yakar.

Diğer çeviriler:

"Kıskandığı zaman kıskanç kişinin şerrinden."

— Felak 5 (Yaşar Nuri Öztürk Meali)

"Haset ettiği zaman hasetçinin şerrinden."

— Felak 5 (Mustafa İslamoğlu Meali)

❖

Peki haset nereye kadar gider? Kur'an, Maide Suresi'nde hasedin en uç noktasını anlatıyor. İki kardeş: Kabil ve Habil. Biri diğerini kıskanıyor:

"Onlara Âdem'in iki oğlunun haberini gerçek olarak anlat. Hani ikisi birer kurban sunmuşlardı da birisinden kabul edilmiş, diğerinden kabul edilmemişti. (Kurbanı kabul edilmeyen kardeş): 'Andolsun seni öldüreceğim' demişti. Diğeri: 'Allah ancak kendisine karşı gelmekten sakınanlardan kabul eder' demişti."

— Maide 27 (Diyanet Meali)

Kurbanı kabul edilmeyen kardeş, hasedi yüzünden kardeşini öldürmek istiyor. Dikkat edin: Haset, "benim olmayanı çekememek" değil; "senin olanı yok etmek istemek"tir. Ve bu istek, insanı kardeş katline kadar götürebilir.

Diğer çeviriler:

"Onlara Âdem'in iki oğlunun haberini gerçek olarak oku. Hani, birer kurban sunmuşlardı da birinden kabul edilmiş, ötekinden kabul edilmemişti. 'Seni kesinlikle öldüreceğim' dedi. Öteki: 'Allah, ancak takva sahiplerinden kabul eder' dedi."

— Maide 27 (Yaşar Nuri Öztürk Meali)

"Onlara Âdem'in iki oğlunun haberini gerçek olarak anlat. Hani ikisi birer kurban sunmuşlardı da birisinden kabul edilmiş, diğerinden kabul edilmemişti. (Kurbanı kabul edilmeyen): 'Andolsun, seni öldüreceğim' demişti. (Diğeri): 'Allah ancak takva sahiplerinden kabul eder' demişti."

— Maide 27 (Mustafa İslamoğlu Meali)

❖

Ve hasedin sonucu, Maide Suresi'nin devamında:

"Nihayet nefsi, kardeşini öldürmeyi ona kolaylaştırdı ve onu öldürdü. Böylece kaybedenlerden oldu."

— Maide 30 (Diyanet Meali)

"Böylece kaybedenlerden oldu." Haset eden, aslında kardeşini değil, kendini kaybeder. Çünkü haset, sahibinin kalbini yakar; hedefinin kalbine dokunmaz bile. Haset eden, kendi içinde bir ateş taşır.

Diğer çeviriler:

"Nihayet nefsi onu, kardeşini öldürmeye itti ve onu öldürdü. Böylece hüsrana uğrayanlardan oldu."

— Maide 30 (Yaşar Nuri Öztürk Meali)

"Nihayet nefsi, kardeşini öldürmeyi ona kolaylaştırdı ve onu öldürdü. Böylece kaybedenlerden oldu."

— Maide 30 (Mustafa İslamoğlu Meali)

❖

Haset, sadece kardeşler arasında değil; her yerde görünür. Kur'an, Yusuf Suresi'nde hasedin bir aile içinde nasıl büyüdüğünü anlatıyor:

"Kardeşleri dediler ki: 'Yusuf ve kardeşi babamıza bizden daha sevgili. Oysa biz kalabalık bir topluluğuz. Şüphesiz babamız açık bir yanılgı içindedir.'"

— Yusuf 8 (Diyanet Meali)

"Yusuf ve kardeşi babamıza bizden daha sevgili." Bu cümle, hasedin kalpten nasıl çıktığını gösterir: Başkasının sevildiğini görmek, haset edenin kalbini yakar. Ve bu haset, Yusuf'u kuyuya attıracak kadar büyür. Haset, küçük bir kıvılcımla başlar, büyük bir yangınla biter.

Diğer çeviriler:

"Kardeşleri dediler ki: 'Yusuf ve kardeşi, babamıza bizden daha sevimli. Biz ise güçlü bir topluluğuz. Babamız gerçekten açık bir sapıklık içinde.'"

— Yusuf 8 (Yaşar Nuri Öztürk Meali)

"Kardeşleri dediler ki: 'Yusuf ve kardeşi babamıza bizden daha sevgili. Oysa biz kalabalık bir topluluğuz. Şüphesiz babamız açık bir yanılgı içindedir.'"

— Yusuf 8 (Mustafa İslamoğlu Meali)

❖

Peki haset neden? Kur'an, Nisa Suresi'nde hasedin asıl sebebini söylüyor:

"Yoksa onlar, Allah'ın lütfundan insanlara verdiği şey için mi haset ediyorlar? Şüphesiz biz, İbrahim ailesine kitabı ve hikmeti verdik. Onlara büyük bir mülk de verdik."

— Nisa 54 (Diyanet Meali)

"Allah'ın lütfundan insanlara verdiği şey için mi haset ediyorlar?" Haset, aslında Allah'ın paylaştırmasına itirazdır. "Ona neden verildi de bana verilmedi?" demektir. Ama nimeti veren Allah'tır; O, dilediğine verir. Haset eden, aslında verene değil, verilene bakar. Ve bu bakış, kalbi yakar.

Diğer çeviriler:

"Yoksa onlar, Allah'ın, kendi lütfundan insanlara verdiklerini mi kıskanıyorlar? Evet, biz İbrahim ailesine kitabı ve hikmeti verdik; onlara büyük bir mülk de verdik."

— Nisa 54 (Yaşar Nuri Öztürk Meali)

"Yoksa onlar, Allah'ın lütfundan insanlara verdiği şey için mi haset ediyorlar? Şüphesiz biz İbrahim ailesine kitabı ve hikmeti verdik. Onlara büyük bir mülk de verdik."

— Nisa 54 (Mustafa İslamoğlu Meali)

❖

Haset ve düşmanlık, sadece kalbi yakmaz; davranışları da bozar. Kur'an, Maide Suresi'nde düşmanlığın adaleti nasıl bozduğunu anlatıyor:

"Ey iman edenler! Allah için hakkı ayakta tutan, adaletle şahitlik eden kimseler olun. Bir topluluğa olan kininiz, sizi adaletsizliğe sürüklemesin. Adil olun. Çünkü o, takvaya daha yakındır. Allah'a karşı gelmekten sakının. Şüphesiz Allah, yaptıklarınızdan haberdardır."

— Maide 8 (Diyanet Meali)

"Bir topluluğa olan kininiz, sizi adaletsizliğe sürüklemesin." Düşmanlık, insanın gözünü kör eder. Kini olan, adil olamaz. İşte bu yüzden Kur'an, kini adaletin önüne geçirmeyi yasaklıyor. Düşmanlık besleyen kalp, hakikati göremez.

Diğer çeviriler:

"Ey iman edenler! Allah için hakkı ayakta tutan, adaletle tanıklık eden kişiler olun. Bir topluluğa duyduğunuz kin, sizi adaletsizliğe itmesin. Adaletli davranın. Takvaya en uygun olan budur. Allah'tan sakının. Kuşkusuz Allah, yaptıklarınızdan haberdardır."

— Maide 8 (Yaşar Nuri Öztürk Meali)

"Ey iman edenler! Allah için hakkı ayakta tutan, adaletle şahitlik eden kimseler olun. Bir topluluğa olan kininiz, sizi adaletsizliğe sürüklemesin. Adil olun. Çünkü o, takvaya daha yakındır. Allah'a karşı gelmekten sakının. Şüphesiz Allah, yaptıklarınızdan haberdardır."

— Maide 8 (Mustafa İslamoğlu Meali)

❖

Peki düşmanlık nasıl biter? Kur'an, Fussilet Suresi'nde düşmanlığın en şaşırtıcı çözümünü veriyor:

"İyilikle kötülük bir olmaz. Sen (kötülüğü) en güzel olanla sav. O zaman bir de bakarsın ki, seninle arasında düşmanlık bulunan kimse, sanki sıcak bir dost oluvermiştir."

— Fussilet 34 (Diyanet Meali)

"Seninle arasında düşmanlık bulunan kimse, sanki sıcak bir dost oluvermiştir." Düşmanlık, iyilikle savulur. Kin, iyilikle erir. Bu, teslimiyetin en cesur halidir: Düşmanına iyilikle yaklaşmak. Ve Kur'an, bunun sonucunu söylüyor: Düşman, dost olur.

Diğer çeviriler:

"İyilikle kötülük bir olmaz. Kötülüğü, en güzel olanla sav. O zaman bir de bakarsın ki, seninle arasında düşmanlık bulunan kimse, sımsıcak bir dost oluvermiştir."

— Fussilet 34 (Yaşar Nuri Öztürk Meali)

"İyilikle kötülük bir olmaz. Sen (kötülüğü) en güzel olanla sav. O zaman bir de bakarsın ki, seninle arasında düşmanlık bulunan kimse, sanki sıcak bir dost oluvermiştir."

— Fussilet 34 (Mustafa İslamoğlu Meali)

❖

Şimdi diğer yüze bakalım. Haset kalbi yakan bir ateşse, zikir kalbi açan bir nurdur. Kur'an, Ahzab Suresi'nde zikrin tarifini veriyor:

"Ey iman edenler! Allah'ı çokça zikredin. Ve O'nu sabah akşam tesbih edin."

— Ahzab 41-42 (Diyanet Meali)

"Allah'ı çokça zikredin." Zikir, bir kere değil; bir hal olmalı. Sabah akşam, gece gündüz. Haset eden kalp, başkasını düşünerek yanar; zikreden kalp, Allah'ı anarak aydınlanır. Aynı kalp, iki farklı yön.

Diğer çeviriler:

"Ey iman edenler! Allah'ı çok anın. O'nu sabah akşam tespih edin."

— Ahzab 41-42 (Yaşar Nuri Öztürk Meali)

"Ey iman edenler! Allah'ı çokça zikredin. Ve O'nu sabah akşam tesbih edin."

— Ahzab 41-42 (Mustafa İslamoğlu Meali)

❖

Peki zikrin faydası ne? Kur'an, Enfal Suresi'nde zikrin en pratik faydasını söylüyor:

"Ey iman edenler! Bir toplulukla karşılaştığınızda sebat edin ve Allah'ı çokça zikredin ki başarıya eresiniz."

— Enfal 45 (Diyanet Meali)

"Allah'ı çokça zikredin ki başarıya eresiniz." Zikir, sadece bir ibadet değil; bir başarı anahtarıdır. Zor anlarda, karşılaşmalarda, savaşlarda — zikir, kalbe sebat verir. Haset eden kalp dağılır; zikreden kalp toparlanır.

Diğer çeviriler:

"Ey iman edenler! Bir toplulukla karşılaştığınızda sebat edin ve Allah'ı çok anın ki zafere ulaşasınız."

— Enfal 45 (Yaşar Nuri Öztürk Meali)

"Ey iman edenler! Bir toplulukla karşılaştığınızda sebat edin ve Allah'ı çokça zikredin ki başarıya eresiniz."

— Enfal 45 (Mustafa İslamoğlu Meali)

❖

Zikrin kalbe etkisi ne? Kur'an, Zümer Suresi'nde zikrin kalbi nasıl yumuşattığını anlatıyor:

"Allah, sözün en güzelini, birbiriyle uyumlu, tekrarlanan bir kitap olarak indirdi. Rablerinden korkanların, ondan derileri ürperir. Sonra derileri ve kalpleri Allah'ın zikrine yumuşar. İşte bu, Allah'ın hidayetidir. Onunla dilediğini doğru yola iletir. Allah kimi saptırırsa, artık ona yol gösteren yoktur."

— Zümer 23 (Diyanet Meali)

"Derileri ve kalpleri Allah'ın zikrine yumuşar." Haset, kalbi katılaştırır; zikir, kalbi yumuşatır. Aynı kalp, hasetle taş gibi olur; zikirle su gibi akar. Zikir, kalbin yumuşamasıdır. Ve yumuşayan kalp, hidayete açıktır.

Diğer çeviriler:

"Allah, sözün en güzelini, birbiriyle uyumlu, tekrarlanan bir kitap olarak indirdi. Rablerinden korkanların, ondan derileri ürperir. Sonra derileri ve kalpleri, Allah'ın zikrine yumuşar. İşte bu, Allah'ın kılavuzudur. Dilediğini onunla doğruya iletir. Allah'ın saptırdığına gelince, ona yol gösteren yoktur."

— Zümer 23 (Yaşar Nuri Öztürk Meali)

"Allah, sözün en güzelini, birbiriyle uyumlu, tekrarlanan bir kitap olarak indirdi. Rablerinden korkanların, ondan derileri ürperir. Sonra derileri ve kalpleri Allah'ın zikrine yumuşar. İşte bu, Allah'ın hidayetidir. Onunla dilediğini doğru yola iletir. Allah kimi saptırırsa, artık ona yol gösteren yoktur."

— Zümer 23 (Mustafa İslamoğlu Meali)

❖

Zikrin en büyük mükâfatı ne? Kur'an, Ahzab Suresi'nde zikredenlere verilen sözü söylüyor:

"Allah'ı çok zikreden erkekler ve çok zikreden kadınlar için Allah, bir bağışlama ve büyük bir mükâfat hazırlamıştır."

— Ahzab 35 (Diyanet Meali)

"Bağışlama ve büyük bir mükâfat." Haset eden, başkasının nimetini çekemez ve kaybeder. Zikreden ise, Allah'tan bağışlanma ve büyük mükâfat kazanır. Aynı kalp, iki farklı yön: biri kaybeder, diğeri kazanır.

Diğer çeviriler:

"Allah'ı çok anan erkekler ve Allah'ı çok anan kadınlar için Allah, bir bağışlanma ve büyük bir ödül hazırlamıştır."

— Ahzab 35 (Yaşar Nuri Öztürk Meali)

"Allah'ı çok zikreden erkekler ve çok zikreden kadınlar için Allah, bir bağışlama ve büyük bir mükâfat hazırlamıştır."

— Ahzab 35 (Mustafa İslamoğlu Meali)

❖

Ve zikrin son faydası: kurtuluş. Kur'an, Cuma Suresi'nde zikri kurtuluşla bağlıyor:

"Namaz kılınınca yeryüzüne dağılın ve Allah'ın lütfundan isteyin. Allah'ı çokça zikredin ki kurtuluşa eresiniz."

— Cuma 10 (Diyanet Meali)

"Allah'ı çokça zikredin ki kurtuluşa eresiniz." Haset, insanı kaybedenlerden yapar (Maide 30). Zikir ise, insanı kurtuluşa erdirir. İki yol, iki sonuç. Haset eden kaybeder; zikreden kurtulur.

Diğer çeviriler:

"Namaz bitince yeryüzüne dağılın ve Allah'ın lütfundan isteyin. Allah'ı çok anın ki kurtuluşa eresiniz."

— Cuma 10 (Yaşar Nuri Öztürk Meali)

"Namaz kılınınca yeryüzüne dağılın ve Allah'ın lütfundan isteyin. Allah'ı çokça zikredin ki kurtuluşa eresiniz."

— Cuma 10 (Mustafa İslamoğlu Meali)

❖

Peki zikir nasıl yapılır? Kur'an, Araf Suresi'nde zikrin en samimi tarifini veriyor:

"Rabbini, içinden yalvararak ve korkarak, yüksek olmayan bir sesle sabah akşam zikret. Gafillerden olma."

— Araf 205 (Diyanet Meali)

"İçinden yalvararak ve korkarak, yüksek olmayan bir sesle." Zikir, gösteriş değildir; içtenliktir. Haset, başkasına bakarak yanar; zikir, içe dönerek aydınlanır. Ve "Gafillerden olma" — yani unutanlardan, O'nu anmayanlardan olma.

Diğer çeviriler:

"Rabbini, içinden yalvararak ve ürpererek, sesini yükseltmeden, sabah akşam zikret. Gafillerden olma."

— Araf 205 (Yaşar Nuri Öztürk Meali)

"Rabbini, içinden yalvararak ve korkarak, yüksek olmayan bir sesle sabah akşam zikret. Gafillerden olma."

— Araf 205 (Mustafa İslamoğlu Meali)

❖

Şimdi başa dönelim. Zikrin teslimiyeti dedik. Ve gördük ki:

Belki de zikrin en büyük sırrı şudur: Haset, kalbi başkasına bağlar ve yakar; zikir, kalbi Allah'a bağlar ve aydınlatır. Aynı kalp, hangi yöne bakarsa o yönde şekillenir. Haset eden, başkasının nimetine bakarak kendi kalbini yakar. Zikreden, Allah'ın adını anarak kendi kalbini açar.

Haset edenin hali: daralan göğüs, yanan kalp, kaybedenlerin safı. Zikredenin hali: açılan göğüs, yumuşayan kalp, kurtuluşa erenlerin safı. İkisi de aynı kalple başlar; ama biri ateşe, diğeri nura bakar.

Peki bu kitap, hangi kalple okunursa okunsun, son sözünü kime söyler?

❖

[Sonraki bölüm: BÖLÜM 19 — Zikirlerin Teslimiyeti (Faziletli Zikirler ve Anlamları)]