☰ Ana Sayfa
Bölüm 4

BÖLÜM 4 — KARDEŞİN TESLİMİYETİ

Bismillahirrahmanirrahim — Rahmân ve Rahîm olan Allah'ın adıyla.

"Seni kuyuya atan kardeşlerin, yıllar sonra önünde secde eder. Sen ne yaparsın?"

❖

Bir genç düşünün. Kardeşleri onu kıskanıyor. Onu bir kuyuya atıyorlar. Yıllar sonra, o genç bir ülkenin yöneticisi oluyor. Ve kardeşleri, kıtlık yüzünden onun kapısına geliyor. Ama onu tanımıyorlar.

Bu genç, Hz. Yusuf'tur. Ve bu hikâye, Kur'an'da Yusuf Suresi'nde anlatılır. Kardeşleri, onu tanıdıklarında ne diyorlar? Yusuf Suresi, 90-92. ayetler:

"'Yoksa sen, gerçekten Yusuf musun?' dediler. 'Ben Yusuf'um, bu da kardeşimdir. Allah bize iyilikte bulundu. Çünkü kim Allah'a karşı gelmekten sakınır ve sabrederse, şüphesiz Allah güzel davrananların ödülünü zayi etmez' dedi."

— Yusuf 90 (Diyanet Meali)

"Dediler ki: 'Allah'a andolsun, Allah seni bize üstün kıldı. Biz gerçekten suçlu idik.'"

— Yusuf 91 (Diyanet Meali)

"Yusuf: 'Bugün size kınama yok. Allah sizi bağışlasın. O, merhametlilerin en merhametlisidir' dedi."

— Yusuf 92 (Diyanet Meali)

Bu üç ayet, teslimiyetin en zor sınavını gösteriyor: Affetmek.

Kardeşleri, Yusuf'u kuyuya atmıştı. Onu köle olarak satmıştı. Yıllarca ondan ayırmıştı. Ve şimdi karşısında duruyorlar: "Biz gerçekten suçlu idik."

Yusuf ne diyor? "Bugün size kınama yok. Allah sizi bağışlasın."

Dikkat edin. Yusuf, "Sizi affediyorum" demiyor. "Allah sizi bağışlasın" diyor. Çünkü affetmek, Allah'ın işidir. Yusuf'un işi, kınamamaktır. Ve o, kınamıyor.

Diğer çevirilere bakalım:

"Dediler ki: 'Vallahi, Allah seni bize üstün kıldı. Biz gerçekten suçlu idik.' Yusuf dedi ki: 'Bugün size kınama yok. Allah sizi affetsin. O, merhametlilerin en merhametlisidir.'"

— Yusuf 91-92 (Yaşar Nuri Öztürk Meali)

"Dediler ki: 'Allah'a andolsun, Allah seni bize üstün kıldı. Biz gerçekten suçlu idik.' Yusuf dedi ki: 'Bugün size kınama yok. Allah sizi bağışlasın. O, merhametlilerin en merhametlisidir.'"

— Yusuf 91-92 (Mustafa İslamoğlu Meali)

Üç çeviri de aynı şeyi söylüyor: "Bugün size kınama yok." İhanete uğrayan bir insanın ağzından çıkabilecek en zor cümle. Ve Yusuf, bu cümleyi söylüyor. Çünkü o, kardeşlerine değil, Allah'a teslim olmuş durumda. Teslim olan kalp, kin tutmaz.

❖

Şimdi hikâyenin sonuna gelelim. Yusuf, ailesini Mısır'a getiriyor. Yusuf Suresi, 100. ayet:

"Ana babasını tahtın üstüne çıkardı. Hepsi onun için secdeye kapandılar. O da: 'Babacığım! İşte bu, daha önce gördüğüm rüyanın yorumudur. Rabbim onu gerçekleştirdi. Doğrusu Rabbim bana iyilikte bulundu; çünkü beni zindandan çıkardı, şeytan benimle kardeşlerimin arasını bozduktan sonra sizi çölden getirdi. Şüphesiz Rabbim dilediğine lütufkârdır. Doğrusu O, bilendir, hikmet sahibidir' dedi."

— Yusuf 100 (Diyanet Meali)

Bu ayette iki şey dikkat çekiyor:

1. Rüyanın gerçekleşmesi. Yusuf, çocukken bir rüya görmüştü: Güneş, ay ve on bir yıldız ona secde ediyordu. Yıllar sonra, o rüya gerçek oluyor. Ama Yusuf, bunu bir zafer olarak değil, bir lütuf olarak anlatıyor: "Rabbim bana iyilikte bulundu."

2. Kardeşlerinden bahsederken. Yusuf, "Şeytan benimle kardeşlerimin arasını bozduktan sonra" diyor. Yani kardeşlerini suçlamıyor; araya giren şeytanı işaret ediyor. Bu, affetmenin en derin halidir: Suçluyu değil, suçun kaynağını görmek.

Diğer çevirilere bakalım:

"Ana babasını tahtın üstüne çıkardı. Hepsi onun için secdeye kapandılar. O da: 'Babacığım! İşte bu, daha önce gördüğüm rüyanın yorumudur. Rabbim onu gerçekleştirdi. Doğrusu Rabbim bana iyilikte bulundu; çünkü beni zindandan çıkardı, şeytan benimle kardeşlerimin arasını bozduktan sonra sizi çölden getirdi. Şüphesiz Rabbim dilediğine lütufkârdır. Doğrusu O, bilendir, hikmet sahibidir' dedi."

— Yusuf 100 (Yaşar Nuri Öztürk Meali)

"Ana babasını tahtın üstüne çıkardı. Hepsi onun için secdeye kapandılar. O da: 'Babacığım! İşte bu, daha önce gördüğüm rüyanın yorumudur. Rabbim onu gerçekleştirdi. Doğrusu Rabbim bana iyilikte bulundu; çünkü beni zindandan çıkardı, şeytan benimle kardeşlerimin arasını bozduktan sonra sizi çölden getirdi. Şüphesiz Rabbim dilediğine lütufkârdır. Doğrusu O, bilendir, hikmet sahibidir' dedi."

— Yusuf 100 (Mustafa İslamoğlu Meali)

❖

Şimdi başa dönelim. Kardeşin teslimiyeti dedik. Ve gördük ki:

Belki de bu hikâyenin en büyük sırrı şudur: Teslimiyet, intikamı bırakmaktır. Yusuf, kendisine yapılanları unutmadı; ama onları Allah'a bıraktı. Ve Allah, onu kardeşlerinin üstüne değil, kardeşlerinin affedicisi olarak yüceltti.

Teslimiyetin en büyük imtihanı ise, yasak olanla karşılaştığında verilir...

❖

[Sonraki bölüm: BÖLÜM 5 — İffetin Teslimiyeti]