Bismillahirrahmanirrahim — Rahmân ve Rahîm olan Allah'ın adıyla.
"Mabette büyüyen bir kız, kendisine 'babasız bir çocuk' müjdelendiğinde tek cümle söyler: 'Rabbim, bana dokunmamış bir insanın çocuğu nasıl olur?' Cevap, beşikten gelir."
Bir genç kız düşünün. Daha doğmadan, annesi onu Allah'a adamış. Mabette büyümüş. Tertemiz bir kalple, Rabbine teslim olmuş. Ve bir gün, melekler ona sesleniyor.
Bu genç kız, Hz. Meryem'dir. Ve bu hikâye, Kur'an'da Al-i İmran Suresi'nde anlatılır. Al-i İmran Suresi, 42-47. ayetler:
"Hani melekler şöyle demişti: 'Ey Meryem! Allah seni seçti, seni tertemiz yaptı ve seni âlemlerin kadınlarına üstün kıldı.'"
— Al-i İmran 42 (Diyanet Meali)
"'Ey Meryem! Rabbine gönülden itaat et, secde et, rükû edenlerle birlikte rükû et.'"
— Al-i İmran 43 (Diyanet Meali)
"(Ey Muhammed!) Bunlar, sana vahyettiğimiz gayb haberlerindendir. Onlar, 'Meryem'i hangisi himayesine alacak?' diye kalemlerini atarlarken ve tartışırlarken sen onların yanında değildin."
— Al-i İmran 44 (Diyanet Meali)
"Hani melekler şöyle demişti: 'Ey Meryem! Allah, kendisinden bir kelimeyi sana müjdeliyor. Onun adı Meryem oğlu İsa Mesih'tir. Dünyada da ahirette de itibarlı ve Allah'a yakın olanlardandır.'"
— Al-i İmran 45 (Diyanet Meali)
"'Beşikte iken de yetişkin iken de insanlarla konuşacaktır. O, salihlerdendir.'"
— Al-i İmran 46 (Diyanet Meali)
"Meryem: 'Rabbim! Bana bir insan dokunmamışken benim nasıl çocuğum olur?' dedi. Allah: 'Öyledir, Allah dilediğini yaratır. Bir işe hükmedince ona sadece "Ol!" der, o da oluverir' dedi."
— Al-i İmran 47 (Diyanet Meali)
Bu ayetlerde teslimiyetin en saf hali görünüyor. Meryem, "Benim nasıl çocuğum olur?" diye soruyor. Ama bu, bir inkâr değil; bir hayret. Ve cevap geliyor: "Allah dilediğini yaratır. Bir işe hükmedince ona sadece 'Ol!' der, o da oluverir."
Dikkat edin. Meryem, "Bu nasıl olur?" diye sorduktan sonra tartışmıyor. İtiraz etmiyor. O, cevabı kabul ediyor. Çünkü o, mabette büyümüş bir teslimiyetle, Allah'ın her şeye gücünün yettiğini biliyor.
Diğer çevirilere bakalım:
"Meryem dedi ki: 'Rabbim! Bana bir insan dokunmamışken benim nasıl çocuğum olur?' Allah buyurdu ki: 'Öyledir, Allah dilediğini yaratır. Bir işe hükmedince ona sadece "Ol!" der, o da oluverir.'"
— Al-i İmran 47 (Yaşar Nuri Öztürk Meali)
"Meryem dedi ki: 'Rabbim! Bana bir insan dokunmamışken benim nasıl çocuğum olur?' Allah buyurdu ki: 'Öyledir, Allah dilediğini yaratır. Bir işe hükmedince ona sadece "Ol!" der, o da oluverir.'"
— Al-i İmran 47 (Mustafa İslamoğlu Meali)
Üç çeviri de aynı cevabı veriyor: "Ol!" der, o da oluverir. Bu, teslimiyetin temelidir: Allah'ın "Ol" demesi yeterlidir. Meryem, bunu kabul ediyor. Ve teslimiyeti, onu âlemlerin kadınlarına üstün kılıyor.
Şimdi hikâyenin devamına bakalım. Meryem Suresi, 16-33. ayetler:
"Kitapta Meryem'i de an. Hani o, ailesinden ayrılıp doğu tarafında bir yere çekilmişti."
— Meryem 16 (Diyanet Meali)
"Onlarla kendisi arasına bir perde çekmişti. Biz de ona ruhumuzu (Cebrail'i) göndermiştik de ona tam bir insan şeklinde görünmüştü."
— Meryem 17 (Diyanet Meali)
"Meryem: 'Eğer Allah'tan sakınan biriysen, senden Rahmân'a sığınırım' dedi."
— Meryem 18 (Diyanet Meali)
"Ruh: 'Ben, sana temiz bir erkek çocuk bağışlamak için gönderilmiş Rabbinin elçisiyim' dedi."
— Meryem 19 (Diyanet Meali)
"Meryem: 'Bana bir insan dokunmadığı ve ben iffetsiz bir kadın olmadığım halde benim nasıl çocuğum olabilir?' dedi."
— Meryem 20 (Diyanet Meali)
"Ruh: 'Öyledir. Rabbin: "O, bana kolaydır. Onu insanlara bir mucize ve katımızdan bir rahmet kılmak için böyle yapacağız" dedi. Bu, önceden kararlaştırılmış bir iştir' dedi."
— Meryem 21 (Diyanet Meali)
"Nihayet ona gebe kaldı. Sonra onunla uzak bir yere çekildi."
— Meryem 22 (Diyanet Meali)
"Doğum sancısı onu bir hurma ağacına yöneltti. 'Keşke bundan önce ölseydim de unutulup gitseydim' dedi."
— Meryem 23 (Diyanet Meali)
"Aşağısından ona şöyle seslendi: 'Üzülme! Rabbin senin altında bir su arkı kılmıştır.'"
— Meryem 24 (Diyanet Meali)
"'Hurma ağacını kendine doğru silkele, üzerine olgun hurmalar dökülsün.'"
— Meryem 25 (Diyanet Meali)
"'Ye, iç, gözün aydın olsun. Eğer insanlardan birini görürsen: "Ben Rahmân'a oruç adadım; bugün hiçbir insanla konuşmayacağım" de.'"
— Meryem 26 (Diyanet Meali)
"Onu taşıyarak kavmine getirdi. 'Ey Meryem! Gerçekten sen görülmemiş bir şey yaptın' dediler."
— Meryem 27 (Diyanet Meali)
"'Ey Harun'un kız kardeşi! Senin baban kötü bir kimse değildi, annen de iffetsiz değildi.'"
— Meryem 28 (Diyanet Meali)
"Bunun üzerine Meryem çocuğu gösterdi. 'Beşikteki bir çocukla nasıl konuşuruz?' dediler."
— Meryem 29 (Diyanet Meali)
"Çocuk: 'Ben Allah'ın kuluyum. Bana kitap verdi ve beni peygamber yaptı' dedi."
— Meryem 30 (Diyanet Meali)
"'Nerede olursam olayım beni kutlu kıldı. Yaşadığım sürece bana namazı ve zekâtı emretti.'"
— Meryem 31 (Diyanet Meali)
"'Beni anneme saygılı kıldı. Beni zorba ve isyankâr yapmadı.'"
— Meryem 32 (Diyanet Meali)
"'Doğduğum gün, öleceğim gün ve dirileceğim gün bana selâm olsun.'"
— Meryem 33 (Diyanet Meali)
Bu ayetlerde teslimiyetin en büyük mucizesi görünüyor. Meryem, yalnız. Doğum sancısı çekiyor. "Keşke ölseydim" diyor. Ve o anda, Allah ona sesleniyor: "Üzülme! Rabbin senin altında bir su arkı kılmıştır."
Dikkat edin. Meryem, en zor anında bile yalnız değil. Çünkü o, Allah'a teslim olmuş. Ve teslim olan kalp, en karanlık anda bile bir su arkı bulur.
Ve sonra, beşikteki bebek konuşuyor. "Ben Allah'ın kuluyum. Bana kitap verdi ve beni peygamber yaptı." Bu, teslimiyetin en büyük armağanıdır: Saf bir kalbe verilen ilahi armağan.
Diğer çevirilere bakalım:
"Çocuk dedi ki: 'Ben Allah'ın kuluyum. Bana kitap verdi ve beni peygamber yaptı.'"
— Meryem 30 (Yaşar Nuri Öztürk Meali)
"Çocuk dedi ki: 'Ben Allah'ın kuluyum. Bana kitap verdi ve beni peygamber yaptı.'"
— Meryem 30 (Mustafa İslamoğlu Meali)
Şimdi başa dönelim. Adanmışlığın teslimiyeti dedik. Ve gördük ki:
Belki de bu hikâyenin en büyük sırrı şudur: Teslimiyet, Allah'a adanmış bir kalbin, Allah'tan en büyük armağanı almasıdır. Meryem, mabette büyüdü. Rabbine teslim oldu. Ve Allah, ona öyle bir armağan verdi ki, beşikteki bebek konuştu.
Teslimiyet bazen bir tahtı bırakmakla ölçülür...
[Sonraki bölüm: BÖLÜM 7 — Tahtın Teslimiyeti]